Rumeli Türklerinin Halk Şairlerinde Göç Olgusu
7 Ocak 2016

Rumeli Türklerinin Halk Şairlerinde Göç Olgusu
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google plus'da paylaş Yazdır
 
Osmanlı Devleti´nin 1912´de çöküşüyle, göç süreci yoğunluk kazanıyor. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur örneği bir hızla Türkler, Rumeli´yi terk etmek mecburiyetinde kalıyorlar. Göç ve yollar derken; bu toprakları terk etmek istemeyen Türkler direnmeyi, atalarına sahip çıkmayı, asırlarca yaşadıkları bu toprakları kolay kolay ele vermemeyi adeta kendilerine bir savaş siperi etmişlerdi... Çetin ve zor yılların geleceğini bilen az ama öz Türkler, yeni bir savaşım için usunu ve bileklerini seferber edip, Balkan Yarımadası´nı terk etmemeye hazır duruma geçmişlerdi. Azınlık olarak yaşamak öyle zordu ki, doğayla savaşmak gibi bir şey... Güneşin sıcak ışınları karşısında bir kartopu gibi erimemek örneği...


Ve göçler çorap söküğü gibi sökülmeye başlıyor. 1918´ler, 1936´lar, 1950´ler, 1960´lar, 1980´ler, 1989´lar ve... Türkler, Rumeli´den ana yurda göç ediyorlar…


Rumeli insanının göç sürecini en yakından gözleyen, usunda hisseden, taş yerinde ağırdır bilincine sahip olan Türk aydınlarının öncüleri şairlerdir elbette. Ve şairler bu olguyu dizelerinde yansıttılar... Acı gerçeklerle burun buruna kaldılar. Yüreğimiz burkula burkula yazdık şiirimizi, yazgımızı. Bu bir yazgı mı? Azınlık yazgısı mı bu?
 
Hakkımızda
x