Türk Dünyası İşbirliği ve Türk Gençliği
12 Aralık 2015

Türk Dünyası İşbirliği ve Türk Gençliği
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google plus'da paylaş Yazdır
 

Türkler, oldukça geniş coğrafyada yaşam sürdürmektedir. Türk Cumhuriyetleri ve Türkçe konuşan topluluklar düşünüldüğünde Adriyatik’ten Çin Seddi’ne yaklaşık 11 milyon km2’lik sahada, 200 milyon nüfusu barındıran, 20’ye yakın Türk lehçesinin konuşulduğu, 20’ye yakın Türk boyunun yaşadığı bir coğrafya akla gelir. Sadece, Türkiye dışındaki bağımsız Türk Cumhuriyetleri yaklaşık 2 milyon km2 toprak ve 58 milyon nüfusa sahiptir. Ayrıca Türkiye, dünyadaki ispatlanmış doğalgaz rezervlerinin yaklaşık %  40’ına, petrol rezervlerinin ise %67’sine sahip olan Orta Doğu ve Orta Asya ile bu ürünlerin en büyük talep edicisi batı ülkeleri arasında doğal bir köprü konumundadır.

 

Türk coğrafyası incelendiğinde; Türkiye Türkleri, Balkan Türkleri, Gagavuz Türkleri, Kazaklar, Özbekler, Kırgızlar, Türkmenler, Karakalpaklar, Uygurlar, Sarı Uygurlar ve Salarlar, Tatarlar, Çuvaşlar, Başkurtlar, Kırımçaklar, Ahıska Türkleri, Azerbaycan Türkleri, Dağıstan Türkleri, Kumruklar, Karaçaylar, Balkarlar (Malkarlar), Nogaylar, Stavropol Türkleri, Saha (Yakut) Türkleri, Altay Türkleri, Hakaslar, Tuva Türkleri, Tobol Tatarları, Barabalar, Sorlar, Çulm Türkleri, Kumandı Türkleri, Kandak Türkleri, Karagas Türkleri, Uranhay Türkleri, Irak Türkleri, Suriye Türkleri, Kıbrıs Türkleri, Kaşgaylar, Hamse Türkmenleri, Karay Türkleri, Kırım Türkleri ve Avrupa’daki Türk işçileri gibi çok geniş bir milletin varlığından söz edebiliriz.

 

Bu kadar büyük bir coğrafya üzerine yayılmış Türk Dünyasının bir birleriyle olan ekonomik ilişkileri incelediğimizde ise Türk Cumhuriyetleri arasındaki ticari ilişkilerin her yıl daha da geliştiğini görmekteyiz. Bu ilişkilerde Türkiye ile ithalat ve ihracat işlemleri önemli paya sahiptir. Bu gün Türkiye’nin bağımsızlık sonrası diğer Türk Cumhuriyetleri ile dış ticaret hacmi her yıl artarak 8 milyar doları geçmiştir ki, bunun da neredeyse yarısını ithalat oluşturmaktadır. Aynı zamanda bu ülkelerin Türkiye’ye ihracatında hammaddeler daha büyük paya sahip olduğu halde, Türkiye’den ithalatlarında sanayi ürünleri daha yüksek orandadır.

 

Fakat bu ilişkilerde önemli bir husus Türk Cumhuriyetleri’nin toplam dış ticaret hacminde kendi aralarındaki ticaretin düşük bir paya sahip olmasıdır.5 Bu da bize Türk Cumhuriyetlerinin Türkiye ile aralarındaki olan ileri düzey ilişkilerin kendi aralarında daha zayıf olduğunu göstermektedir.

 

Oysaki Türk Cumhuriyetlerinin içerisinde bulunduğu Orta Asya Pazarı tarihi ipek ve baharat yollarının üzerindedir. Dolayısıyla bölge binlerce yıllık bir ticaret kültürünün mirasını bünyesinde barındırmaktadır. Ancak 18. yüzyıldan itibaren yaşanan iç savaşlar ve 20. yüzyılda bir ölü toprağı gibi bölgenin üzerine serilen Sovyet rejimi Orta Asya’yı adeta etkisizleştirmiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra toparlanma sürecine giren bölge ülkeleri, geçmişte her açıdan Rusya’ya bağımlı olmalarına rağmen, giderek kendi coğrafyalarında daha çok söz sahibi olmaya başlamışlardır. Orta Asya Pazarı hakkında aşağıdaki tespitleri yapmak mümkündür.

 

1. Bölgede nüfus artış hızına bağlı olarak Pazar büyümeye devam edecektir.

2. Yüksek büyüme hızı pazarı her geçen gün güçlendirmektedir.

3. Hizmetler sektöründeki büyüme öngörülenin üzerinde olacaktır.

4. Turizm, madencilik ve enerji sektörleri gelecek vaat eden sektörlerdir

 

Orta Asya pazarında ekonomi sürekli büyümektedir ve küresel mali kriz döneminde de bu büyüme reel olarak devam etmiştir. Ekonominin reel olarak büyümesi kişi başına milli gelirin de reel olarak arttığı anlamına gelmektedir.

 

Bu büyümede özelliklede Azerbaycan ve Kazakistan´da Sayın Aliyev´in ve Nazarbayev´in uyguladıkları enerji politikasının etkisi çok yüksektir. 7 Haziran 2010 tarihinde İstanbul’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Sanayi ve Enerji Bakanlığı arasında Doğal Gaz Satışı ve Sevkiyatına İlişkin Mutabakat, 8 Temmuz 2012’de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan´ın Beşiktaş’taki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) Projesi’nin resmi düzeydeki hükümetler arası anlaşmasının imzalanmasıyla da farklı bir boyut kazanmıştır. İmzalanan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) Projesi’ne ilişkin anlaşmalarla birlikte, projenin hukuki altyapısının tamamlanmasına yönelik en önemli adım atılmıştır.

 

Antlaşmaların imza töreni, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in katılımlarıyla İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. İki lider basın açıklamasında:

 

Bu Projenin, iki kardeş ülke arasında stratejik işbirliğini derinleştirmekle kalmayıp,  Azerbaycan ile Avrupa arasında Türkiye üzerinden organik bir bağ tesis edeceğini, Azerbaycan ile Türkiye’nin güçlü kardeşlik ve akrabalık bağlarına sahip iki ayrı devlet olduğunu hatta, merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in deyişiyle, Türkiye ve Azerbaycan’ı ”iki devlet tek millet” olarak gördüklerini ve öyle telakki ettiklerini ifade etmişler, imzalanan antlaşmalarla kardeş ülke vasfına yakışacak şekilde stratejik bir nitelik de ekleyerek ilişkileri en ileri boyuta taşıdıklarını söylemişlerdir.

 

İki lider bu antlaşmayla milyarlarca dolarlık bir yatırımın gerçekleşeceğini, bölge halkının ve gelecek nesillerin refahının güvence altına alınmasına da büyük katkılar sağlayacağının altını çizmiştir. Ticaret yollarında binlerce yıl hâkimiyet kurmuş Türklerin torunları arasında da heyecan yaratan bu gelişme ışığında,  enerji yollarında hâkimiyet kurma düşüncesiyle, Türk Dünyası Öğrenci Derneği Azerbaycan Koordinatörlüğü tarafından Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesinde “Azerbaycan-Türkiye Enerji Antlaşmalarının Avrupa’nın Enerji Güvenliğine ve Bölgenin Jeopolitik Durumuna Etkisi” adlı bir panel gerçekleştirilmiştir. Söz konusu panelde gençler tarafından Azerbaycan, Türkiye ve Kazakistan´ın dünyada en hızlı reel büyüyen ekonomiler olduğu ifade edilmiştir. Bu büyümenin kişi başına düşen gelirlere yansımasının gerektiği, bu sayede de tüm Türk dünyasının güçleneceği belirtilmiştir.

 

Orta Asya´da önemli bir büyümenin de hizmet sektöründe olması beklenmektedir. Bu büyüme beraberinde kendini yetiştirmiş genç nüfusa ihtiyacı da doğuracaktır.

 

Orta Asya’da önümüzdeki yıllar içinde hizmet sektöründeki büyüme diğer sektörlerden fazla olacaktır. Özellikle finans sektörü, eğer gerekli kolaylıklar sağlanırsa çok hızlı gelişebilecektir. Ancak bu sektörün stratejik önemi dikkate alınacak olursa, bölgede faaliyet gösterecek olan finans kurumlarının bölgenin kültürüne yakın ülkelere öncelik verilerek seçilmesi daha akılcı bir uygulama olacaktır. Bu nedenle Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında bir “Orta Asya Finans Birliği” kurulabilir. Bu birliğin “Orta Asya Finans Fonu” şeklinde bir bürokratik yapılanması oluşturulabilir. Böyle bir fonun teşkilatlanması için uzun bir hazırlık dönemine ihtiyaç olduğu dikkate alınırsa zaman kaybetmeden bu sürecin başlatılmasında bölge ülkeleri açısından ciddi menfaatler bulunmaktadır.

 

Orta Asya Finans Fonu düşüncesi Türk Dünyası Gençlik Kongrelerinde de sürekli olarak dile getirilmiş bu tarz bir fona duyulan ihtiyaç tüm gençlik bildirilerinde dillendirilmiştir. Örneğin Kırım Kurultayı’nda Türk dünyasında ekonomik birliği savunan gençler, bunun temini için genç iktisatçıların yetiştirilmesi ve örgütlenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bölgesel işbirliği yapılmasını öneren delegeler, Rusya Federasyonu içerisinde yaşayan Türk toplulukları ve Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik işbirliğine gitmelerinin gençlerin ideali olan Türk Dünyasının bir bütün haline gelmesini sağlayacağını ummaktadır. Delegeler Türk Dünyasının kalkınması için işadamları arasındaki temasların artırılmasını, ihtiyaç duydukları malları birbirlerinden tedarik etmelerini istemektedir. Onların böylece bir Türk Ekonomik Topluluğu’nun temelinin atılabileceğine inandıkları anlaşılmaktadır. Kırgızistan Kurultayı’nda ise Türk Cumhuriyetleri ve bölgelerinde, Türk Dünyasına ait istatistikî bilgileri derleyerek, İstanbul’da kurulacak merkeze iletecek bir ekonomik veri ve iletişim merkezinin oluşturulması önerilmiştir. Ayrıca Türk dünyasından gelecek genç iktisatçılara serbest piyasa ekonomisinin işleyişi, bankacılık, sigortacılık, kalite ve standardizasyon konularında kurslar düzenlenmesi de istenmektedir.

 

Türk Dünyası Öğrenci Derneğinin Kazakistan´ın Türkistan şehrindeki Ahmet Yesevi Üniversitesi´nde 2010 Mayıs ayında gerçekleştirdiği 2. Geleneksel Türk Dünyası Gençlik Buluşmasının Sonuç bildirgesinin 4. maddesinde “Türk Dünyası Devletlerinin Gençlik Bakanlarının bir araya getirilerek Türk Dünyası Gençlik Fonu oluşturulması için gerekli çalışmaların yapılmasına ve oluşturulacak bu fona Gençlik Bakanlıklarının her yıl belirlenen miktarda para aktarması ve yapılacak olan programların finansmanının bu fondan sağlanması gerektiğini vurgulamıştır.

 

Birliğe ve ortak koordinasyon oluşturma çağrısına Türk Cumhuriyetleri devlet başkanları da sesiz kalmamış ve 2009 yılında Türk Konseyi kurulmuştur.

 

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi - TDİK), Türk dili konuşan ülkeler arasında kapsamlı işbirliğini teşvik etmek amacı ile uluslararası bir örgüt olarak 2009 yılında kurulmuştur. Türk Konseyi´nin kurucu üyeleri Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye´dir.

 

Türk Konseyi, kuruluş amacında da belirtildiği gibi Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve teşvik edilmesi amaçlı tesis edilmiş en üst düzey kuruluştur.

 

Bişkek´te düzenlenen Türk Konseyi 2. Zirvesi öncesinde 22 Ağustos 2012 tarihinde toplanan Dışişleri Bakanları Konseyinde Türk Konseyi´nin bayrağı kabul edilerek, düzenlenen basın toplantısında üye ülkelerin Dışişleri Bakanları tarafından takdim edilmiştir. Türk Devletleri arasındaki koordinasyonun temel danışma kurumu olarak Türk Konseyi Sekretaryası´nın önemli rolünü vurgulamışlar ve sekretaryanın faaliyetlerinin geniş çaplı bölgesel işbirliğine yeni bir canlılık katacağına olan inançlarını kaydetmişlerdir. Ekonomik işbirliğinin temel amacının Türk Konseyi üye ülkeleri arasında malların, sermayenin, hizmetlerin ve teknolojinin serbest dolaşımını gerçekleştirmek olduğunu ifade etmişlerdir. Bu çerçevede, iş konsey faaliyetlerinin Türk Devletleri iş çevreleri arasındaki yararlı bağlantıları güçlendireceğine olan inançlarını not ederek, Türk ?? Konseyinin kurulmasını ve açılış toplantısında alınan kararları memnuniyetle karşılamışlardır. Kamu ve özel sektör Ortaklığı modeli kapsamındaki öncü projelerin gerçekleştirilmesini amacıyla ortak girişimler gerçekleştirilmesi için Ekonomi Bakanlarına çağrıda bulunmuşlar ve Türk İş Konseyi´ni bu yönde teşvik etmişlerdir.  Bir Sigorta şirketleri Birliği´nin kurulmasının ticari işlemleri güvence altına alacağı inançlarını yenilemişlerdir. Türk Üniversitelerarası Birliği kurma girişimini, bu tarz projelerin bilimsel kuruluşlar, eğitim kurumları ve bilim insanları arasındaki ilişkileri daha da genişlettiğini ayrıca, üniversite öğrencilerini zenginleştirici deneyimler sunduklarını belirtmek suretiyle memnuniyetle karşılamışlardır. Türk Devletlerinin kalkınma potansiyellerini bir araya toplamak ve bu potansiyeli sinerji yoluyla daha da geliştirmek amacıyla "Türk Bilimsel Araştırma Fonu" kurulması konusunda anlaşmışlar ve Sekretarya´yı söz konusu Fon´un Bişkek Zirvesi´nden önce kurulması için kurumsal işlemleri başlatmaya çağırmışlardır.

 

Görüldüğü üzere Türk Konseyi gerek kuruluş yapısı gerekse bayrağı ve misyonu ile Türk Dünyası çalışmalarını koordine edebilecek ve bu çalışmaları tek çatı altında toplayabilecek en güçlü ve en uygun yapıdır. Söz konusu yapı, Türk Dünyasının çeşitli alanlarında kurulan mevcut yapıların varlığını desteklemiş, Türk İş Konseyi, Sigorta Şirketleri Birliği, Türk Üniversitelerarası Birliği, Türk Bilimsel Araştırma Fonu gibi kuruluşların gerçekten gerekliliği olduğunu açıklayarak söz konusu yapıları açıkça teşvik etmiştir. Diğer yandan Türk Dünyası Öğrenci Derneği gibi bazı sivil toplum kuruluşları ve bazı kamu kuruluşlarının ilgilendiği ancak yeterli olmayan Türk Dünyasından mezun olan öğrencilerin koordinasyon sorunu ile yeterince ilgilenildiğini söylemek güçtür. Ciddi anlamda gözden kaçırılan Türk Dünyası gençliği aslından yukarda değinilen tüm oluşumların anahtarını oluşturmaktadır.

 

Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve Akraba Topluluklarındaki gençler başta olmak üzere sürekli eğitime inanan her kesimden bireylerin birlikte öğrenmeleri ve ortak anlayış geliştirmeleri amacıyla, alanında yetkin ve özgüveni yüksek, ortak kültür değerlerimiz etrafında ahlaki ilkeler ve evrensel değerlerle donatılmış, toplumsal sorumluluk sahibi, çağdaş, uluslararası istihdam edilebilir nitelikte bireyler yetiştirmek ve başta Türk Uygarlığı olmak üzere dünya bilimine katkı sağlamak misyonu ile kurulan Manas Üniversitesi ve Türk Dili konuşan Devlet ve Topluklara mensup öğrencileri, bir çatı altında eğitmek;  hür ve bilimsel düşünce gücüne, çağdaş bilgi ve beceriye, toplumsal sorumluluk duygusuna sahip, insan haklarına saygılı, hoşgörülü, millî ve ahlâkî değerlere bağlı, sorgulayan, araştıran, girişimci,  demokratik ve laik devlet esaslarına bağlı, tarih ve kimlik şuuruna sahip bireyler yetiştirmek; araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile bilim ve toplum hayatına katkıda bulunmak misyonu ile kurulan Ahmet Yesevi Üniversitesi ve bunlara benzer diğer Türk Dünyası üniversitelerinden mezun öğrencilerin sayısı düşünüldüğünde, Türk dünyası gençliğine gerekli önemin verilmesi ve koordinasyon faaliyetlerinin gerekliliği daha da net bir şekilde anlaşılacaktır.

 

Bu öğrencilerin okudukları üniversitelerden mezun olup, iş hayatına geçtiklerinde şu veya bu nedenlerle bir birleriyle olan bağlantıları kopmaktadır. Bu bölgelerden mezun olan öğrencileri tekrar bir birleriyle bağlantıya geçirmek ile,

 

1. Bölgeyi ve bölge halkını yakından tanıyan kişilerin bölge ihtiyacına cevap veren işler yapması sağlanır.

2. Oluşturulan ekonomik birlikteliklerin temelleri daha da sağlam ve aklı başında atılır.

3. Bölge insanın ihtiyaçları doğrultusunda girişimler yapılmış olur.

4. Bu denli kalabalık ve kendini yetiştirmiş olan genç nüfus üretim havuzuna eklenmiş olur.

 

Günümüzdeki durum göz önüne alındığında bu oluşumun, Türk Konseyi içinde oluşturulacak bir Türk Dünyası Mezunları Koordinasyon Merkezi aracılığı ile güçlü bir şekilde yapılabilirliği bulunmaktadır.

 

Bu Koordinasyon Merkezi “Büyük Hural” Kütüphanesi modelinde olabilir. Kütüphanecilikte iş birliği bağlamında TÜRKPA iletişim ağını kullanarak TÜRKPA üyesi ülke parlamento kütüphaneleri ile işbirliği içerisinde, Azerbaycan Milli Meclisi Kütüphanesi merkezli olarak Türkçe kitap paylaşımında bulunulmuştur. Diğer yandan, TİKA ile işbirliği içerisinde 2011 yılında başlatılan, Moğolistan Parlamentosu “Büyük Hural” Kütüphanesi kaynaklarının dijital ortama aktarılmış projenin, yazılım ve donanım aşamaları tamamlanmıştır. Şimdi dünyanın her noktasından bu elektronik kütüphaneden faydalanılabilir.

 

TÜRKPA ve TİKA iletişim ağı kullanılarak yapılan bu model Türk Dünyasındaki Üniversitelerin elektronik ağı kullanılarak, Türk Konseyi içerisinde de oluşturulacak bir koordinasyon merkezi aracılığı ile mezun olan öğrencilerin elektronik ortamda kayıtları alınıp, bu öğrencilerin mesleki alanları, ekonomik uğraşları da belirlenerek bunlar üzerine sonuca yönelik çalışmalar yürüterek ileri düzeyde verim alınması sağlanılabilir.

 

İstanbul merkezli Türk Konseyinde Türk Dünyası Mezunları Koordinatörlüğü’nün kurulması ayrıca Manas Üniversitesi, Ahmet Yesevi Üniversitesi gibi üniversiteler içerisinde oluşturulacak masalar aracılığıyla da söz konusu koordinatörlüğün etki ve faaliyet alanının genişletilmesi Türk Dünyası gençliğinin birlikteliğine önemli katkılar sağlayacaktır.

 

Genel anlamda karışıklığın ve iletişim sorununun önüne geçmek, ayrıca hızlı ve etkin hareket edebilmek için Manas Üniversitesi, Ahmet Yesevi Üniversitesi gibi benzeri tarzdaki ortak misyon ve hedeflerde kurulmuş üniversitelerin ortak bir mütevelli heyette birleştirilerek Türk Konseyinin Koordinasyonunda bir araya getirilmesi üniversiteler ve öğrenciler arasındaki iletişim ve ortak hareket edebilme yeteneğini daha da güçlendirecektir. Bu sayede üniversiteler daha geçişken ve kuruluş misyonlarına daha da uygun hale dönüşecektir.

 

Türkiye örneği üzerinden gidilecek olursa Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Uluslararası Öğrenciler Daire Başkanlığı’nı da bu koordinasyonun bir parçası haline getirmekte önemli bir faydalar sağlayacaktır.

 

Birliğe katkı sağlayacak diğer bir oluşum Dünya Azerbaycanlılar Gençleri Birliği´dir. Dünya Azerbaycanlılar Gençler Birliği kuruluş kurultayı 12 Mart 2012 tarihinde Bakü´de yapılmıştır. Kurultay, dünyanın birçok ülkesinde faaliyet gösteren uluslararası teşkilatlar ve Azerbaycan dışında yaşayan gençlerin temsilcilerinin katılımıyla olmuş ve bu birliğin kurulması olumlu karşılanmıştır. Birlik, Azerbaycan Diaspora Bakanlığının koordinasyonunda hareket etmekte olup, dünyadaki tüm Azerbaycanlı gençleri tek çatı altında toplamayı hedeflemektedir. İki ülke örneklerinde de görüldüğü gibi Türk Dünyasında birçok gençlik kuruluşu bulunmaktadır. Bunların koordinasyonunu sağlamak ve bunları tek çatı altında toplayarak daha verimli hale getirmek ancak Türk Konseyi bünyesinde oluşturulacak bir Türk Dünyası Mezunları Koordinasyon Merkezi aracılığı ile mümkündür.

 

Koordinasyon Merkezinin çalışma alanı sadece Orta Asya mı olacaktır sorusu yıllardır unutulan bir soru olup, konuyu açmakta fayda bulunmaktadır. Türk Dünyası neresi, Türkler nerede yaşar?  Başta  değinildiği gibi Türk Dünyası Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar yaklaşık 11 milyon km2’lik sahada, 200 milyondan aşkın nüfusu barındırmaktadır. Bunun içinde Balkanlar ve Balkanlarda yaşayan Türkler de hatırı sayılır bir nüfusa sahiptir. Buralarda yaşayan Türkler yaşadıkları ülkelerde üst düzey devlet makamlarında da yer almışlardır.

 

Örneğin Kosova Türkleri Kosova Cumhuriyeti içinde çok etkin ve etkili konumdadır. Çeşitli haklar almışlar, 23 Nisanın Kosova Türkleri Milli Bayram olarak ilan edilmesini sağlamışlardır. Kosova’nın Prizren Şehrinde (23 Nisan 2013 akşamında) büyük ve görkemli bir merkezi kutlama programı gerçekleştirilmiştir. Merkezi kutlama töreni, Kosova´nın Türk kökenli Kamu Yönetim Bakanı Mahir Yağcılar’ın konuşmasıyla başlamış, Yağcılar konuşmasında "Beş senedir devletimizin bağımsızlığını ve toplumumuzun bayramını kutlamaktayız. Beş senedir birlikte faaliyette bulunarak geleceğimizin planlanmasının mutluluğunu yaşamaktayız. Biz Kosova Türkleri, Balkan coğrafyasında yüzyıllar boyunca bu topraklarda başta Arnavutlar olmak üzere tüm diğer halklarla beraber yaşamaktayız ve ortak kaderi paylaşmaktayız" ifadelerini kullanmıştır.

 

Kosova örneğinde de görüldüğü gibi Balkanlar´da da Türkler etkin ve etkili olarak bulunmaktadırlar. Balkan Türkleri ve Orta Asya Türkleri arasında yeterince iletişimin olduğunu söylemek en azından günümüz itibariyle zordur. Küreselleşen çağda Orta Asyalı bir genç Kosova´da da Türk dünyasının varlığından yeterince haberdar değildir. Bu büyük ve görkemli aileyi dünya ekonomisine ve kültürüne katkı sağlar bir hale getirmek için Orta Asya´daki soydaşlarımız ve Balkanlardaki soydaşlar arasında köprü Türkiye’dir. Türk Dünyası Öğrenci Derneği Orta Asya ve Balkan gençliğini ortak müştereklerde bir araya getirmek için çeşitli çalışmalar ve gençlik kurultayları düzenlemek için harekete geçmiş ve bu amaçlı bazı çalışmalar yapmıştır. Dernek Başkanı Balkanlardaki devlet büyükleri ile zaman zaman bir araya gelmiş, son olarak Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar’ın Türkiye ziyaretinde Mahir Yağcılar ile bir araya gelip, Balkan ve Orta Asya gençlik çalışmaları hakkında görüş alış verişinde bulunmuştur. Sayın Bakan bu düşüncelerden duyduğu mutluluğu her platformda dile getirmiş, Genel başkanlığı yaptığı partisinin resmi web sayfasında, "Bakan Yağcılar, Gençlik ve eğitim projeleri ile ilgili bilgi aktarımı konusunu Türk Dünyası Öğrencileri Derneği Başkanı Ahmet Sağlam görüşmesinde ele aldı"  başlığı ile kamuoyu ile paylaşmıştır. Ayrıca Türk Dünyası Öğrenci Derneği fikir babalarından Prof. Dr. Ahmet Burçin Yereli de derneğin çalışmalarının bu yönde olması için yönlendirici olmaktadır.

 

Başta da değinildiği üzere tüm çalışmaların Tük Konseyi içerisinde kurulacak genel bir Koordinasyon Merkezi ile yapılması ve Türk Dünyası Öğrenci Derneği benzeri sivil toplum kuruluşlarını bünyesinde toplayan sağlam bir yapı oluşturulması verimi kat ve kat artıracaktır.


Türk Dünyasının ekonomik olarak bir arada olması, mevcut yapıların güçlendirilerek yenilerinin ise mantıklı temellere oturtularak tek bir koordinasyon merkezinden idare edilmesi gerekmektedir. Ekonomi kültürün lokomotifidir. Bir aracın yol alabilmesi için benzine olan ihtiyacı gibi milletlerinde kültürlerini koruyup yaşatması için güçlü bir ekonomiye ihtiyacı bulunmaktadır. Güçlü sürdürülebilir bir kalkınma ve ekonominin en önemli unsuru iyi yetişmiş bir gençliktir. Gençliğe yapılan yatırımda en büyük yatırımdır. Küreselleşen dünyamızda kültürümüzün, dilimizin var olması da ancak ve ancak Türk Dünyası Gençliğinin bir birinden haberdar olmasıyla mümkün olacaktır. Türk Dünyası Gençliğinin hayat felsefesinin, Necip Fazıl Kısakürek´in, “zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin ve gerçek kahramanlık madeniyle sahtesini ayırt etmekte kuyumcu ustası bir gençlik” tabirindeki gibi olmalıdır.  Bu zihniyette bir Türk gençliği, ticaret yollarında binlerce yıl hâkimiyet kurmuş medeniyetler inşa etmiş Türklerin torunları olarak 21. yüzyılın gerekliliği olan enerji yollarında hâkimiyeti sağlayacaktır.  


Sonuç olarak bugün Avrupa’da medeniyet batıdan batmaktadır. Ama Avrupa’nın kurtuluşu doğudan doğacak parlak güneşle daha aydınlık olacaktır. Türk Dünyası Gençliği yakın gelecekte sahip olduğu zenginliğiyle, üretim gücüyle ve tüm değerleriyle, yaşlanan, fakirleşen ve zihniyet felci geçiren Avrupa’nın parlayan güneşi olacaktır. Bu bağlamda Türk dünyası gençliğinin sadece Türkler için değil, tüm dünyanın huzuru, barışı ve refahı için ne kadar önemli olduğu dün olduğu gibi bugünde, gören gözler için Orhun Abideleri anıtlaştırılmıştır.

 

 

Ahmet SAĞLAM

 

Bu makale, Azerbaycan İktisat Devlet Üniversitesi tarafından, Azerbaycan´ın Büyük Lideri Haydar Aliyev´in doğum gününün 90. yıl dönümü münasebetiyle, 2013 yılında "Türk Dünyası´nın İktisadi İşbirliğinin Türk Gençlerinin Geleceği Açısından Önemi" başlığıyla yayımlanmıştır.

Hakkımızda
x